Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
FUAT BAŞ
Kime Hizmet
06.03.2019

PKK terör örgütünün yaptığı ne, bu kimin maşası, zaten biliniyor. 1984'de palazlanmaya başlayıp ve yıllar içinde asker, sivil ve PKK sempatizanlarından oluşan binlerce vatandaşımızın ölümüne sebep oldu. 81 milyon vatandaş olarak hepimiz biriz. Bir bütünüz. Etle tırnak gibiyiz. Bu birlikteliğimizi hep koruduk ve bir olup diri kalmaya devam edeceğiz... Şimdi diyeceksiniz ki, 1984'den bu yana geçen 35 yıldır kardeşin kardeşi vurduğu bu savaşta, kaybeden ülkemiz oldu. Evet kaybettik. Ancak insanlığın utancı olan "yoksulluk" ile mücadele başlatmak maksadıyla devlet yatırımlarını Ankara'nın ötesine yapmadı, yapsaydı. Köyler köy olmaktan çıkarıldı. Nohudun, kabuğunun soyulup leblebi yapılması gibi. Hangi akla hizmetse, köyler oldu mahalle... Merkez ilden 100 km. uzaktaki mahalle yapılan köye, şey pardon mahalleye nasıl hizmet gidecek ki, hizmet gidiyor mu?..

Var olan yatırımlar da: "Devlet küçülmeli. Devlet, işletmeci olmaması lazım. Devlet, üretim içinde bulunmaması lazım. Devlet kurumları özelleşmeli." fikri devleti yönetenlerin kulağına üflendi. Hatta, Ekonomi Bakanı özelleştirme yanlısı politikaları bir adım öteye taşıyarak, "Vergi dairesi bile özelleştirilmeli." dedi. Ülkemizin ekonomik kaynakları, planlı bir şekilde doğuya yatırım yapılsaydı, bu yaşanılanlar yaşanır mıydı? Devlet olarak yerine getirmediği görevlerin bedelini hem de katbekat fazlasıyla, eninde sonunda ödendi, ödeniyor... Terörle mücadele için 35 yılda bölgeye akan kaynak muhtemelen ülkemizin doğusunu, güney doğusunu ihya ederdi. Vakitlice Doğu’ya harcanmayan para, misliyle yine Doğu’ya aktı ki bu sefer savaşmak için… Peki kazançlı çıkan kim? Kulağımıza "devlet küçülmeli" telkininde bulunan, emperyalist güçler oldu.

Halkın istekleri, talepleri ve şikayetleriyle siyaset şekillenir. Demokrasilerin olmazsa olmazı güçlü muhalefettir. Çünkü iktidarın rakibi muhalefettir. Öyleyse demokrasilerde güçlü muhalefete ihtiyaç var. Her şart altında kendi doğrularını dile getirme cesaretini gösteren yürekli yiğitlere ihtiyaç var. Her zaman doğru bildiğini yapan, bu yüzden yalnız kalabilir, ama hiçbir zaman kaybeden olmaz. "Olmaz olmaz, demeyin olmaz olmaz!" diye bir atasözümüz var. Olmaz denilen oldu.Ne mi olmuştu? Tereddütlü adımlarla başlatılan Çözüm Sürecinde, karşılıklı restler çekilmişti. Hayli sancılı dönemeçlerden geçildi, devamında, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde HDP heyeti ile bir araya gelindi, o tarihi adım da atılmıştı. Her Türk vatandaşı gibi, daha neler yaşanacak merakla beklemekteyim… Ülkemizde olumsuz duyguları yaşadığımız ve yine karmaşık günlerdeyiz...

Milli iradenin seçtiği iktidara, projeleriyle yön verecek olan muhalefettir. Salt karşı çıkışla, iktidar ne yaparsa, karşındayım tavrıyla yürütülen muhalefet, muhalefet değildir. Beklediğimiz muhalefet, iktidarı denetlemeli, proje geliştirmeli yön verici olmalı, halka sunduğu projelerle hedefler koymalı, halkımıza her zaman alternatif fikirleriyle, iktidarın alternatifiyim güvenini vermeli. Muhalefet görevini yapmıyor ise, mevcut bütün partiler tek merkezden yönetiliyor kanaati hakim olur. Kanaatim şu: Muhalefetteki partiler hiçbir zaman seçimlere tam anlamıyla asılmıyor. Neden böyle düşünüyorum, şunun için: "Bitli yorgan üzerimde kalır" korkusuyla tam anlamıyla yüklenmiyorlar. Ülke ekonomisinin durumu ortada. Bir düşünün, eğer Sayın Meral Akşener hükümeti kursaydı ve soğan, patates, patlıcan el ele tutuşup bar oynar gibi halay çekip böyle yüksek fiyattan satılsaydı, şimdi satılıyor. Ne denmezdi ki? Uğursuzluğundan, gudumsüzlüğünden başlanıp laflar sıralanır giderdi...

Sağlam bir muhalefet anlayışının yerleşmesi, iktidar karşısında hedefin halka güzel anlatılması, iktidar karşısında muhalefeti diri tutar, siyasetinde kalitesini artırır. Muhalefet zayıf, görevini yerine getiremiyorsa, iktidarın gücü kontrolsüz güç olur. Muhalefetsiz demokrasi düşünülemez, aynı şeyleri çelişkili söyleyen muhalefet, muhalefet değildir. Gerçek ve güçlü bir muhalefet olmadığında, iktidar tekel konumdadır, zira “Ben ne yaparsam doğrudur” havasına bürünür, yönetimin başı tek adam rolündedir, her ne yaparsa doğrudur rolü oynar. Demokrasinin gelişmesi, güçlü, yenilikçi, çağa uyan, iktidara yön verebilecek, geniş görüş sahibi muhalefete ihtiyaç var. Salt muhalefet olsun diye, yapılanlara karşı çıkmak ile muhalefet olmaz. Ülkemiz için güzel olan taktir edilmeli. Olması gerekenlerinde nasıl olması gerektiğini göstermeli. İktidara gelmek bütün partilerin idealidir. İktidara gelenlerinde, amacı halka hizmeti en iyi şekilde götürmektir. Burada tek amaç var, halka hizmet. Devlet yönetiminde, hizmette yarış vardır. Tıpkı bayrak yarışı gibi, kadrosu iyi olan, bayrak yarışını kazanır. Diğerleri de daha iyi kadrolar ile daha mükemmel yarış çıkarmak için gayret sarf eder, işte bu yarışta en iyi göz dolduranı halkımız tercih edecektir… Hayatın tekrarı yok, yaşanılanları silip atamayız. Önemli olan, karanlık içinde doğru yolu bulabilmektir, en güzel köprü ise gönüller arasında kurulandır. Ülkemizin içinde bulunduğu durumdan 81 milyon insanımızı kucaklayıcı, bütünleyici bir dille çıkılacağı kanaatindeyim. İlkönce ülkemizi yönetenler ve onlar ile birlikte, tüm muhalefet ve 81 milyon insanımız birbirine sevgiyle hareket etmesi gerekiyor ki, bir olup diri kalmaya devam edelim..


Bu yazı 406 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Bayburt Rehberi © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Bayburt Rehberi