Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
FUAT BAŞ
DAVAR KAFANIN YÖNÜ AMACI
09.01.2019

Dünyamızda dolaşan milyarlarca canlı hayvan var ve aralarında da çok büyük birde rekabet. Bunların bazıları vahşi ve evcil hayvanlar. Ayriyeten  kuşlar, kelebekler. Denizler, göller ve nehirlerde yaşayan balıklar ve daha niceleri. Hayvanların aralarındaki rekabette, saldırganlık  ortaya çıktığında ortamın şartlarına göre erteleyebiliyorlar ancak asla kaybolmuyor ve nesilden nesile de devam ettirilir. İhtiyaçları olan yön, amaç ve hedefleridir. Bu yüzden yaşam dünyalarında bir sonra ki otlakta pozisyonunu yükseltmek isteğiyle çabalar dururlar…

Kolları her yerde olan ahtapotlar, ortama göre renk değiştiren bukalemunlar, sülükler, mız vız vızlanan sivrisinekler, keneler, tahtakuruları, at sinekleri ve daha niceleri işte bunların hepsi, başarıya zamanla ve birbirinin üzerine adımlar atarak ulaşır. Bir engel gördükleri anda saklananlar başarısız olmayı garantilerler. Günün sonunda, her şeyde olduğu gibi bir “yıldız” olmayı özenerek hayat geçirmek biraz gereksiz gibi olur. Ama kim biraz fazla çekicilikten, ya da otlakta hemcinsinin bakışlarını üzerine çekmekten yararlanmak istemez ki? Her canlı için bilgi güçtür, tarih ortaya çıkarıcıdır ve hayat, ne yaptığını bildiğin zaman çok ama çok güzeldir. Onların içgüdüleri, önsezileri ve de kendi haklarında güçlü bir his sahibi olmalarının onlara kayda değer bir yol kat etmelerini sağladığını hatırlamamız lazım.

Karakteristik yapılarına göre bazı hayvan türleri yapısına uygun özgürce yabani yaşarken, bazıları da evcilleştirilmiştir. Gerçek şu ki mahlûkat her yerdedir. Aralarından çok kolay tanınanlar, uluslararası film yıldızları, süper star atlet gibi olanları bile var. Fakat bu hayvanlar aynı zamanda menfaati için sevgi gösterisinde bulunan ev kedisinin, köpeğin, kanarya kuşun, insanlarla dedikodu yapan papağandan biri de olabilir. Ama çektikleri ilgi ve yarattıkları fısıltılar kazara değildir… Örneğin evcil hayvan olan “at”lar.  Bir düşünün, sizce “at” kendi gücünün farkına varsaydı sırtına binilmesine izin verir miydi?

Yeni şartlara ayak uydurmakta uzmanlaşan, düzenli, disiplini karıncalar ve arılar var olduğu gibi, özgürlüğünü yitirmiş, evcilleştirilmiş olan bazı hayvanların etinden, sütünden, derisinden ve yününden faydalanılır. Örneğin hiçbir şeye gıkı çıkmayan“koyun”lar. Güneş, tanyerinden yükselmeye başlarken günün ilk ışıkları ile koyun sürüleri çobanın kontrolünde; gündoğusu, günbatımı, kuzey ve ya güney yönünde canı nereye isterse oraya sürmeye başlar. Çoban varken koyunlar, hiçbir zaman bir karar vermek gereksinimi duymazlar. Hayalleri yok mudur? Elbette vardır. Hem de öyle sıradan hayaller değil. Zirveye dikilmiş hayaller… Hayalini kurabildiyse bir kere artık ona ulaşmak için bir ihtimali var demektir. Belki de bu yüzden hep çobanın yanında kalırlar.

İyi bir hayat sahibi olmak ve otlaklarda güvenceyi yakalamak tamamıyla makul bir düşüncedir. Davarlar (Koyunlar) ise su ve yiyecekten başka hiç bir şeye gereksinim duymaz. Onların çobanı olan, en iyi otlakları bildiği sürece kendisiyle her zaman dost kalırlar. Güneşin doğuşu ile batışı arasında eğleşen, uzun saatlerden oluşan günlerin biri ötekinden farklı olmasa da; kısacık yaşamları boyunca, köylerinde olup biteni anlatan çobanın insan dilini anlamasalar da. Yiyecek ve suyla yetinirler. Bu onlar için yeterli. Buna karşılık, yünlerini, arkadaşlıklarını ve kimi zaman da etlerini cömertçe sunarlar. Her günü birbirine benzeyen köy yaşamında; günün birinde çoban, her zaman sadık dost saydığı koyunlara karşı öfke duyup, gizli emeline erişmek için tek tek hepsini öldürse, sürünün hepsini boğazladıktan sonra ancak işin farkına varırlar mı? Çünkü çobana inanıyorlar ve artık kendi içgüdülerine güvenmiyorlar. Bu böyle, çünkü onları otlağa hep o götürüyor…

Sevgili okuyucu bu yazıma Orhan Veli Kanık’ın bir şiirini sizinle paylaşarak bitiriyorum.

Kuyruklu Şiir

Uyuşamayız, yollarımız ayrı;

Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;

Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;

Benimki aslan ağzında;

Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

Ama seninki de kolay değil, kardeşim;

Kolay değil hani,

Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.




Bu yazı 1456 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Bayburt Rehberi © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Bayburt Rehberi